|
Mahalli Yemekler |
|
.
|
|
|
|
|
Tarihin derinliklerinden gelen zengin kültür kaynaklarının etkisini bugüne kadar sürdüren Ahlat,zengin mutfağı ile de oldukça dikkat çekmektedir. Ahlat'ta yapýlan yemeklerde en belirgin özellik,bulgurun ve etin oldukça bol miktarda kullanılmasıdır.Ahlatlı kışlık ihtiyaçlarını yazdan hazırlar. Çiğ köftelik bulgur, pilavlık bulgur, domates salçası, biber salçası ve muhtelif reçeller yazdan hazırlanan yiyeceklerdir. | |||
|
Harse | |||
|
Ahlat mahalli yemeklerinin başta gelenidir. En önemli özelliklerinden biriside kış yemeği olmasıdır. Döğme yani değirmende kabuğu alınmış buğday ile yapılır. Döğme ile tavuğun göğüs eti beraberce kaynatılır. Bu işlem tandırda yapılırsa yemek daha bir lezzetli olur. Yemek piştikten sonra bu kez çalma işlemi başlar. Bu işlemi gerçekleştiren özel, büyük, tahta kepçeler vardır. Yemeğin bu kepçe ile tencere arasında sıkıştırılması işlemine de “çalma” adı verilir. Bu işlem, döğme ile tavuk eti birbirine iyice yedirilene kadar devam eder. Yemek kıvama gelince bu işlem son bulur ve sıcak sıcak servis yapılır. Tabaktaki yemeğin ortasına, tereyağı konursa yemek daha bir lezzetli olur. | |||
|
Çorti | |||
|
Bu yemekte yine bir kış yemeğidir. Döğme, çorti ve etten oluşan karışım, suyu ve tuzu eklenerek beraberce bir süre kaynatılır. Burada çorti diye bahsettiğimiz malzeme, lahana turşusuna benzer bir şey olup yemeğin ismi de buradan gelmektedir. Yemek kıvama gelince ocaktan indirilir ve sıcak sıcak servis yapılır. Yine Ahlat'a has bir yemek olan çorti, oldukça değişik ve lezzetli bir yemektir. İsteğe göre yemeğe sarımsak da ilave edilebilir. | |||
|
Şile | |||
|
Bulgur ile yapılan bir yemektir. Bulgur, salça ve su ile kaynatılarak içine domates ve biber doğranır. Karışım kaynaması, ne çok sulu, ne de çok susuz bir kıvama gelinceye kadar devam eder. Yemek kıvama gelince üzerine yağ dökülerek yenir. | |||
|
Ayran Aşı | |||
| Özellikle koyun yoğurdu lezzetli olduğu için onun ayrana ile yapılan bir yemektir. Ayran, içine döğme, tere otu, kabak, yarpuz otu ve tuz ilave edilerek kaynatılır. Yemek pişince ateşten indirilerek servis yapılır. | |||
|
Kabak Dolması | |||
|
Kabaktan yapılan lezzetli bir yemektir. Kabak, ince dilimler halinde doğranır. Ardından kırmızı et ve çiğ köftelik bulgurun yoğrulması ile elde edilen hamur köfte şeklinde küçük küçük sıkılarak tencereye dizilir. Bunun üzerine bir kat kabak yerleştirilir. Bu işlem, bir kat hamur, bir kat kabak şeklinde devam eder. Daha sonra tencereye yerleştirilen köfteler tuzu ve suyu ilave edilerek pişirilir. Köfteler piştikten sonra tencereden çıkarılarak servis yapılır. Servis yapılan bu köftelerin üzerine isteğe bağlı olarak sarımsaklı yoğurt ve pişirilmiş pul biberli yağ dökülerek yenir. | |||
|
Bilmeceler ve Maniler |
| Bilmeceler | |||
| ٥ | Yer altında saçlı baba. | ٥ | Üstü çayır, altı Çeşme. |
| (Soğan) | (Koyun) | ||
| ٥ | Ben giderim o gider, ben durarım o durar. | ٥ | Sarıdır safran gibi, okunur kuran gibi. |
| (Gölge) | (Altın) | ||
| ٥ | Oy helemez
helemez Tandırın başına
gelemez Gelsede geri gidemez. |
٥ | Altın
arabası, gümüş darabası bunu bilmeyen eşek sıpası. |
| (Katı yağ) | (Saat) | ||
| ٥ | El üstünde kaydırmaca. | ٥ | Kolot kaşık, iki duvara yapışık |
| (Sabun) | (Kulak) | ||
| ٥ | İzi yok tozu yok | ٥ | Karada bayılır, suda ayılır. |
| (Pire) | (Balık) | ||
| ٥ | Küçücük
kuşlar, derede kışlar Kendisine mal toplar, aleme bağışlar. |
٥ | Tıkır
yürürsün samur kürkün sürürsün, Sen bir paşa oğlusun, niçin yaya yürürsün. |
| (Arı) | (Fare) | ||
| ٥ | O odanın içinde, oda onun içi | ٥ | O yanı çeper,
bu yanı çeper İçinde bir kahpe çapar. |
| (Ayna) | (Göz) | ||
| ٥ | Bir yere
gittim ağlarlar, Bir yere gittim gülerler, Bir yerde de ipsiz adam bağlarlar. |
٥ | Kurban oldum
aşına Öp koy beni başına Dilim dilim kes beni Bil bakayım ben kimim. |
| (Düğün-Nikah) | (Ekmek) | ||
| ٥ | Dağdan gelir
dağ gibi Kolları budak gibi Eğilir su içmeye Bağırır oğlak gibi. |
٥ |
Derleyen : İnayet AKÇELİK,1936 Ahlat Doğumlu
|
| (Öküz arabası) | |||
|
Maniler |
|||
| ٥ | Boyuna kurban
boylular, Toyuna gelen sorlular, İkikubbeliler tef çala, Kırklarlılar oynaya. |
٥ | Çarşıdan
aldım lahana Kıydım Koydum Sahana, Hiç ömrümde görmedi, Böyle cazı kaynana. |
| ٥ | Pencerem yola
bakar, Oğlan kravat takar, Sigarası bitince, Kolunda saat satar. |
٥ | Bulak başı
poturak, At minderi oturak, Sen al meni, men seni, Bu sevdadan kurtulak. |
| ٥ | Giderem
gidemenem, Al yeşil giyemenem, Gözüm bir kıza düştü, Özüne diyemenem. |
٥ | Dama serdim
hasırı, Oldum kaynana yesiri, Kaynana evden çıkarsa, Ev olur arı suli. |
| ٥ | Karınca
kararınca , Düş görürüm her gece, Gökte uçan gögercin, Yarimin hali nice. |
٥ | Ahlat'ın
yoncaları, Çiçek açmış goncaları, El vurmayın gelinlere, Asker olmuş kocaları |
| ٥ | Maydanoz ot
değil mi? Yaprağı dört değil mi? Men senden ayrılmışım, Bu man dert değil mi? |
٥ | Gar yağar
lapa lapa, Bizim evin damana, Gız seni alacağım, Ananın inadına. |
| ٥ | Bak çiçeğin
rengine, Şu yiğidin dengine , Millet çok hürmet eder, Bu zamanda zengine. |
٥ | Altın kalbur
derindir, Suları çok serindir, Bu Ahlat'ın kızları, Bağ evinde gelindir. |
| ٥ | Bugün
günlerden Salı, Eve sererim halı, Şu zengini görünce, İkram ederim balı. |
٥ | Davşanlar
kaçtı dağa, Su doldurdum bardağa, Bu zamanın insanı, Zengine diyor ağa. |
| ٥ | Çayır üstünde
minder, Üzün üzüme dönder, Eğer üzün dönmezsen, Ayda bir selam gönder. |
٥ | Sabahın ilk
ezanı, Çağır mektup yazanı, İlahi sen kavuştur, Hasret inen gezeni. |
| ٥ | Kayadan
yenmem diyor, Basmadan giymem diyor, Olursa atlas olsun, Koynuna girmem diyor. |
٥ | Bugün ben çok
naçarım, Şu sofrayı açarım, Fukarayı görünce , On günlük yol kaçarım. |
| ٥ | Feleğin altın
teşti, Sinemi deldi geçti, İspat eyle ey felek, Hangi günüm hoş geçti. |
٥ | Atım var
gatırım var , Elimde satorum var, Vallahi öldürürdüm, Oğlunun hetiri var. |
|
Dualar ve Beddualar |
| Dualar | Beddualar | ||
| ٥ | Hayran olam | ٥ | Altın, üstün maraz ala |
| ٥ | Can olam | ٥ | Ataş başan töküle |
| ٥ | Derdin alam | ٥ | Boyun bostan arhi ola |
| ٥ | Rebbi esirgeye | ٥ | Baban evi beyurt ola |
| ٥ | Gadan alam | ٥ | Başan vay töküle |
| ٥ | Allah'a amanat olasan | ٥ | Baba tutasan |
| ٥ | Derdin maan gele | ٥ | Baba çıha suratan |
| ٥ | Kurban olam | ٥ | Allah binin bir ede |
| ٥ | Gamın alam | ٥ | Canın cebbari söke |
| ٥ | Tasan alam | ٥ | Civan devrülesen |
| ٥ | Yessirin olam | ٥ | Dedelerin yanına çeke |
| ٥ | Yollaran torpah olam | ٥ | Ellerin maraz ala |
| ٥ | Gelen tifahlara bedel olam | ٥ | Ellerin hoca yıhıya |
| ٥ | Bedel olam | ٥ | Ellerin tahtaya çıha |
| ٥ | Tifahların alam | ٥ | Ellerin freng zehmeti ala |
| ٥ | Allah işlerin asan ede | ٥ | Gorba gor olasan |
| ٥ | Allah seni varede | ٥ | Gözleren habbe çöke |
| ٥ | Allah birin bin ede | ٥ | Gadamı alasan |
| ٥ | Allah razı ola | ٥ | Gören gözlerden olasan |
| ٥ | Allah herli evlat vere | ٥ | Herli gün görmiyesen |
| ٥ | Rebbi yardımcın ola | ٥ | İnce maraz yiyesen |
| ٥ | Allah'ın eli belinde ola | ٥ | Büyümeyesen |
| ٥ | Ayağın taşa degmiye | ٥ | Yetişmeyesen |
| ٥ | Berhudar olasan | ٥ | İldeğini alasan |
| ٥ | Deden rahmet | ٥ | Kanan somun doðrana |
| ٥ | Baban rahmet | ٥ | Kanan koynan dola |
| ٥ | Allah herli rağbet vere | ٥ | Kül halan |
| ٥ | Ağbet başan ola | ٥ | Kel murad olasan |
| ٥ | Elen kolan sağlık | ٥ | Yorgan altında |
| ٥ | Hızır imdadan yetişe | ٥ | Neğlet gele üzen |
| ٥ | Yeri cennet ola | ٥ | Ömrün moz ömrü ola |
| ٥ | Makami firdevs ola | ٥ | Ölenler seni apara |
| ٥ | İflah olasan | ٥ | Parçalaran bahasan |
| ٥ | Su gibi aziz ol | ٥ | Gıdık gıdık olasan |
| ٥ | Allah herli kazanç vere | ٥ | Pörkün kala baban evinde |
| ٥ | Allah herli evlat vere | ٥ | Sesin sallar altından gele |
| ٥ | Allah bahtın güldüre | ٥ | Şiklin bata |
| ٥ | Rebbi yuvan dağıtmıya | ٥ | Sukumun bata |
| ٥ | Allah ele ayağa düşürmiye | ٥ | Uvan dağıla |
| ٥ | Allah kimsesiz bırakmıya | ٥ | Üsten su bulunmiya |
| ٥ | Allah namerde muhtaç | ٥ | Vayan oturam |
| ٥ | Allah herli ömür vere | ٥ | Zahmetin karın ola |
|
Halk Sanatları |
| Dokumacılık |
|
İnsanoğlunun varolduğu tarihten
günümüze kadar uygarlık el sanatlarıyla iç içe yaşamaktadır, İnsanlar
gittikleri, egemen oldukları bölgelerde kendine özgü sanatlarını, bu sanata
ilişkin kültürlerine de beraberlerinde götürmüşlerdir. |
|
Taş İşçiliği |
|
Taş ustalığı taşın ocaktan
çıkarılması, taşın ocaklardan inşaata getirildikten sonra yontulması, taşın
duvar olarak örülmesi, taşın işlenmesi (üzerine motif ve çeşitli desenlerin
çizilmesi) olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. |
||
|
Ağaç İşleri |
||
|
.
|
Oldukça
tanınmış olan Ahlat bastonları genellikle ceviz ağacından, bazen kiraz ve
vişne ağaçlarından yapılmaktadır. Damarlı ve sağlam oluşu, iyi cila tutması
ve kalitesini yükseltmesinden dolayı ceviz tercih edilmektedir. |
![]() |
|
|
||
|
|
Halk Oyunları |
|
Ahlat'ta halk oyunları köylerde ve şehir merkezinde yaygın olarak herkes tarafından oynanır. Fakat bu düğün ve törenlere çağrılan oyuncular olur. Bu oyuncular düğüne geldiklerinde kendilerine özel ilgi gösterilir ve bu oyuncular düğünün belli bir yerinde oyuna kaldırılır. Bunlarda maharetlerini sergileyerek düğünün daha neşeli ve coşkulu geçmesini sağlarlar. Bu oyuncular bazen damadın akrabası , bazen arkadaşı olabilir. Veya tanıdıkları vasıtasıyla düğüne davet edilir |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Efsaneler |
| Sihirli Hoca Efsanesi |
|
Ahlat yakınlığı dolayısıyla İran ile münasebetlere sahne olmuş ve sık sık İranlılar istilasına uğramıştır. Bu efsaneye göre ; “Ahlat'ta sihirbaz bir hoca varmış. Hoca, İran Şahının kızını gece Ahlat'a getirir , daha sonra tekrar İran'a gönderirmiş. Kız bir süre sonra hamile kalır. Şah kızının bu haline çok üzülür. Kızından bu durumu açıklamasını ister. Kızda her gece bir hocanın yatağına gittiğini, sabah olunca da kendi yatağına döndüğünü söyler Kıza hocanın ne ikram ettiğini sorarlar; kız elma cevabını verir. Şah kızına bir daha gittiğinde bu elmalardan bir tane getirmesini söyler. Kız bir daha gidişinde bir elma saklayıp getirir. Bu elmayı ülke dışına giden kervancılara veren şah elmanın nereye ait olduğunu öğrenmelerini ister. İhtiyar bir bezirganbaşı bu elmanın Ahlat'ın yem bağlarında yetiştiğini söyler.Bu hadiseye fazlasıyla kızan şah, ordusunu alarak Ahlat'ı muhasara eder. O zamanki Ahlat emiri İran ordusuna Karşı koyar. Kaleye savaşla giremeyeceğini anlayan şah hileye baş vurur, kaleye girer ve Ahlatlıları teslim alır. Büyük çukurlar kazdırır ve halkı diri diri bu çukurlara gömer. Böylece Ahlat insansız kalır.” |
|
Dede Maksut |
|
Dede Maksut, Ruşen Ali'nin hizmetkarıymış. Efendisi hacca gitmiş. Birkaç gün sonra hanımına, hacı hatun bir helva çalaydın hacıma götüreyim diyor. Kadın diyor ki, herhal canı helva istiyor, bir helva yapam da yesin diyor. Yapıp veriyor. Allahın izniynen Helvayı Beytullaha götürüp efendisine yetiştiriyor, kadının haberi yok. Dede Maksut hayvanlara çok iyi bakarmış. Hayvanların altına gübre sepeler, soyunup üstünde yuvarlanırmış hayvanlar oturunca batan yer var mı diye. Keramete erişmiş. Bu nedenle helvayı da sıcak sıcak Beytullaha yetiştirmiş. Hacısı hacdan geldiği zaman, elini öpmeye gidiyorlar. Benim elimi öpmeyin, gidin Dede Maksut'un elini öpün diyor. Sonra da anlatıyor, diyor ki, bana helvayı sıcak getirdi. Tabağıyla bırakıp gitti, tabağı ben getirdim. Hacı, Dede Maksut'tur biz değiliz, diyor |
|
Deniz Garisi |
|
Şıh Keremler bir kadın bulup
getirmişler deniz garisi diye. Esas ekseri şubatta çıkarmış. Denizin
kenarında yıkanırken tutmuş getirmişler. |