Bilimin Tarih içindeki gelişimi
İlk çağda bilim
felsefe ile iç içe iken, matematiğin felsefeden ayrılmasıyla bilimlerin
felsefeden ayrılışı başlamıştır. Avrupa ortaçağda bir durgunluk dönemi
geçirdiğinden 5. ve10. Y:Y arasında felsefe ve bilim alanında önemli bir gelişme
olmamıştır.Bu dönemde islam ülkelerinde felsefe yanında bilim ve teknikte
gelişmiştir. Ortaçağda duraklayan, bilimlerin felsefeden ayrılma hareketi
Rönesans ve sonrasında hızlanmıştır. Bilim adamları ve filozoflar yeni görüşler
geliştirerek;bilim felsefesinin ortaya çıkmasını hızlandırdı.
Bilimin Felsefenin Konusu Oluşu
19. ve 20. Y:Y.da
bilimin olağanüstü başarı sağlaması, ona olan ilgiyi büyük ölçüde
arttırmıştır.Bu ilgi düşünen kişileri;neyin bilim olduğu neyin olmadığını;
ayırmaya , birtakım ölçütler aramaya ve bilimi sorgulamaya yöneltmiştir. Bu da
bilimin felsefenin konusu içine alınmasına yol açmıştır. Sorun, felsefeyi
bilimleştirmekten çok bilime aykırı düşmeyen ve bilimlerle verimli etkileşim
içinde bulunan bir felsefe türünü oluşturmaktır.
BİLİME FARKLI YAKLAŞIMLAR
1-Ürün
Olarak Bilim:
Temsilcileri Reichenbach ve Carnap'tır..
Bu
yaklaşım; bilimi anlamak için,bilim diye ortaya konmuş eserleri(ürünleri) ele
alır ve onları tarihsel gelişmeleri içinde anlamaya çalışır.Bunun yolunu da
bilim eserlerini mantık açısından çözümlemekte görür.Böyle bir çözümleme
bilimlerin dillerini incelemek ve yöntemlerini belirtmektir..
Bilimle ilgili
eserler,günlük dille yazılmış metinlerle oluştuklarından,çözümleme işlemini
kolaylaştıracak bir tekniğe ihtiyaç vardır.Bu da söz konusu metinleri sembolik
mantık diline çevirmekle sağlanır. Yani "Doğru" ve "Yanlış" değerleri ile
çözümlenir. Böylece incelenen metnin genel-geçerli olup olmadığı ortaya
çıkarılabilir..
Bu yapılırken metindeki önermelerin doğrulanabilirliği veya
yanlışlanabilir olmasına bakmak yeterlidir. Çünkü doğrulanabilir
önerme,”anlamlı” önermedir. Anlamlı önermeler ise bilgi veren,bilimsel
önermelerdir. Carnap’a göre doğrulanamayan önermeler metafizik
önermelerdir..
Carnap’a göre;iki türlü doğrulama yapılabilir;.
1-Doğrudan
doğrulama:Herhangi bir nesnenin belirtilen yerde bulunuşunun gözlenmesi söz
konusudur. Örn:”Şu anda bu yazıyı okuyorum” önermesi doğrudan doğrulanabilen bir
önermedir..
2-Dolaylı Doğrulama:Doğrulanabilir önermeler, doğrulanmış başka
bazı önermelerle birleştirilerek doğrulanmaları sağlanır.Örn:”Anahtar demirden
yapılmıştır” önermesini doğrulayalım; Fizik kanununa göre “demirden yapılmış;
nesne mıknatısla çekilir”. “mıknatıs çubuk şeklindedir”(doğrulanmış bir
önermedir) Anahtar çubuk nesneye yakın konmuş (doğrudan doğrulanmıştır) Sonuç
olarak anahtar şimdi çubuk nesne tarafından çekilecektir. Bu durumda anahtarın
demirden yapıldığı dolaylı olarak doğrulanmıştır.
2-Etkinlik Olarak Bilim:
Temsilcileri Kuhn ve
Toulmin’dir Bu yaklaşıma göre bir kültür ortamında oluştuğundan bilimi, anlamak
için bilim adamları topluluğunun yaşayış biçimlerine,inançlarına,kültürlerine
bakmak gerekir. T.Kuhn bilimi anlamaya yönelik çalışmasında çıkış noktası olarak
“Paradigma” kavramını kullanır.
Paradigma: Belli bir bilimsel
yaklaşımın,doğayı ya da toplumu sorgulamak ve onlarda bir ilişkiler bütünü
bulmak için kullandığı açık ya da üstü kapalı tüm inançlar,
kurallar,değerler,kavramsal ve deneysel araçlardır. Bilim adamları topluluğunca
paylaşılan ortak paradigmada bilime ait temel sorular ve onlara verilebilecek
cevapların genel çerçevesi çizilmiştir.Paradigma aynı zamanda bilim adamları
için dünyaya bakılan bir standartlar ve ölçüler yumağı olduğu gibi,gerçekliğin
belirli kurallara göre algılanmasını kavranmasını ve genelleştirilmesini
sağlayan bir şablondur.
Paradigmalar arası tartışmalar sonucunda iki
paradigmadan birinin galip çıkması,paradigmanın değiştirilmesini ve algı
dönüşümünün gerçekleşmesini sağlar.
Klasik Görüş Açısından Bilim
Klasik görüşe
göre;
1-Bilim yeryüzündeki nesneleri araştırma etkinliğidir.
2-Bütün
bilimler temelde birleştiklerinden birbirleriyle bağlantılıdır.
3-Bilim
(yanlış bilgilerin ayıklandığı) birikimsel bir süreç izler.
4-Bilimin
yardımıyla daha önce bilinenler kesinleştirilir,bilinmeyenler bilinir duruma
getirilir.
Klasik görüşün en iyi temsil edildiği felsefe akımı Pozitivizm ve
daha sonra Mantıkçı Pozitivizm’dir
Klasik Görüşe Göre Bilimi Niteleyen
Özellikler
1-Bilim olgusaldır
2-Bilim mantıksaldır
3-Bilim
genelleyicidir
4-Bilim nesnel(objektiftir)
5- Eleştiricidir.
Bilimsel Yöntemin Özellikleri
Bilimsel yöntem
olguları betimleme –açıklama amacıyla izlenen sistemli bilgi edinme
yoludur.
Betimleme ilk aşamayı oluşturur.Betimleme gözlem ve deneyden oluşur.
Açıklamayla ilk aşamada betimlenmiş olan olgular ve
birbirleriyle ilişkilerini yansıtan empirik genellemeler bazı teorik kavramlara
başvurularak anlaşılır hale getirilir.O zaman varsayımlara başvurulur.Doğrulanmış varsayımlar teorileri oluşturur.Teorilerin genelleştirilmesiyle ortaya
çıkan kesin,genel-geçer doğrular da kanunları
oluşturur.
Bilimsel AÇIKLAMA-ÖNDEYİnin Özellikleri
Öndeyi
olgular arası ilişkilerden ve ya bu ilişkileri ifade eden genellemelerden
yararlanılarak henüz olmamış bir olguyu önceden kestirmedir.Örn:Newton
fiziğindeki bazı yasalardan yararlanılarak gelecekteki ay ve güneş tutulmalarını
önceden bilmek gibi.Bir teori ve ya hipotezden çıkarılan her mantıksal sonuç bir
öndeyidir.Bir olguyu izah etme oluş nedenini ortaya koyma işi bir
açıklamadır.Her açıklamada önceden bir öndeyinin olmasına karşılık;öndeyi
niteliğindeki her çıkarımın bir açıklama sağlayacağı iddia
edilemez.
Varsayım-Kuram İlişkisi:
1-Varsayımlar kuramlara dönüşebileceği
gibi;gelişmiş kuramlar da genellikle varsayımsal öğeler içerir.
2-Varsayım
bir tek önermeyle ifade edildiği halde ;kuram bir bütünlük içinde düzenlenmiş
önermeler sistemiyle dile getirilir.
3-Varsayım belli ve sınırlı bir
açıklamadır;oysa kuram kapsamlıve köklü açıklamalar getirir.
Bilgi edinme
süreci aşamasında ortaya atılan geçerliliği ve güvenilirliği bilimsel
yöntemlerle saptanmış olan iç tutarlılığı bulunan bilgiler ve açıklamalar
bütününe BİLİMSEL KURAM denir.
Klasik Görüşe Yapılan eleştiriler
1-Bilime
gereğinden çok değer verilmiştir
2-Klasik görüşün; bilinmeyen şeylerin
nedenini bilimin gelişmemiş olmasına bağlamaları doğru değildir.Çünkü evren
sonsuz ve sınırsızdır ve bilmeye konu olacak olanların tümünü bilim
açıklayamaz.
3-Tüm bilimlerin bir tek bilime indirgenmesi mümkün
değildir.
4-Klasik görüşün sandığı gibi bilim; birikimsel bir süreç
izlemez.Çünkü bilim eğer birikimsel bir süreç izlemiş olsaydı bilimdeki ani
değişiklikler olmaz gelişmeler birbirini tamamlardı..
5-Bilimi oluşturan
bilim adamları topluluğunun varlığı görmezlikten gelinmemelidir.
BİLİMİN DEĞERİ
Tarih boyunca; bilimi bilgiye giden
önemli ve tek yol olarak görenler olduğu gibi bilimden korkan ve kuşku duyanlar
da olmuştur..
Oysa bilim ne en yüce varlığın en yüksek düzeydeki etkinliği ;
ne de zavallı insanın zarar verici bir etkinliğidir..
Bilim insanın diğer
etkinliklerinden biri olarak çok yönlü bir varlık alanına sahiptir..
İnsan
ilgi ve isteği doğrultusunda bilimsel bilgiden başka gündelik bilgi,dini
bilgi,sanat bilgisi, v.b ile de uğraşmaktadır..
Diğer bilgi türleriyle
birlikte bilimsel bilginin ve onun ürünü olan teknolojinin