RASYONALİZM
Rasyonalizm;felsefede dogmatik bir akılcılık olarak
tanımlanırken;günlük dilde,önyargılardan ve duygusal saplantılardan arınmış bir
akıl yürütme olarak tanımlanır.
Rasyonalizme göre;” genel-geçer bir bilgi
vardır ve kaynağı akıl ve düşünmedir.Akıl doğuştandır.” İlkçağdan günümüze kadar
başlıca Rasyonalistler
şunlardır.Sokrates,Platon,Aristoteles,Farabi,Descartes,Hegel.
Sokrates: Sokrates’e göre;”insan bilgisi doğuştan gelir.”
Atina sokaklarında dolaşarak,her konuyu tartışır,halka değer yargılarına
körü körüne inanmanın yanlışlığını göstermeye çalışır.Bunu yaparken diyalektik
yöntemini kullanmıştır.Bu yöntem diyalog esasına dayanır.İki aşaması vardır:
1-İroni (alay):Sorular sorarak çok şey bildiğini zanneden kişinin hiçbir şey
bilmediğini ortaya çıkarır.Onunla alay ederek yeni cevaplar aramaya yöneltir.
2-Maiotik (düşünce doğurtma):Hiçbir şey bilmediğine inanmaya başlayan
kişinin bulduğu cevaplarla aslında çok şey bildiğini kanıtlar. (örneğin bu
yöntemle bir çobana geometri problemi çözdürdüğü söylenir) O’na
göre;Bilgilerimiz doğuştandır ve doğuştan olan bu bilgilerimiz genel-geçerdir.Bu
anlamda Sokrates’e göre öğretmen aslında öğrencisine yeni bir şey öğretmez
sadece doğuştan onun aklında var olan bilgiyi açığa çıkarır.
Platon: Platon’a göre İdealar ve görünenler(fenomenler) evreni
olmak üzere iki türlü evren vardır. İdealar evreni;doğmadan önce içinde
bulunduğumuz ve her şeyin gerçeğinin bulunduğu evrendir.Ancak akılla kavranır.
Görünenler (fenomenler) evreni;halen içinde yaşadığımız nesneler evrenidir.
Görünenler evreni idealar evreninin bir kopyası,gölgesi
(yansımasıdır.).Görünüşler dünyası olan bu evrenin bilgisi duyu organları ile
elde edildiği için doxa (sanı) dır, aldatıcıdır.Çünkü duyu verileri kişiden
kişiye değişen aldatıcı,göreceli bilgilerdir.Bu nedenle doğru bilginin kaynağı
duyular olamaz.İdealar evreninin bilgisi akılla elde edildiği için doğru
genel-geçer bilgidir.Akılla idealar evreni hakkında kesin bilgi elde
edilebilir.Bu nedenle doğru bilginin kaynağı akıldır.Platon’a göre bilmek
ideaları hatırlamaktır.
Aristoteles: Hocası Platon’un
birbirinden ayırdığı,biri duyularla diğeri akılla(düşünceyle)kavranan iki evreni
bir araya getirmek ister.O’na göre idealar nesnelerden bağımsız değildir,İdealar
tek tek nesnelerin özünde tümel kavramlar olarak vardır.Bilginin amacı tekil
yani bireysel olanı bilmektir.Ancak tekilin bilgisine genelin(tümel)in
bilgisinden hareketle ulaşılır.Gerçek bilgi ise,tümel yargılara dayanan
önermelerdir. Aristoteles’e göre gerçekte var olanlar tek tek şeylerdir.Şu anda
görmediğimiz idealar değildir.Tümel önermeler içinde tekiller(tek tek nesne ve
olaylar) olduğundan,yapılacak iş tekilleri tümellerden üretmektir.
Örneğin:Bütün insanlar ölümlüdür.
Aristo’da insandır.
O halde
Aristo’da ölümlüdür.
Sokrates’e göre bilgi edinme yetisi (meleke)akıldır.
Akıl;edilgin (pasif)akıl ve etkin (aktif)akıl olmak üzere ikiye ayrılır.Etkin
akıl duyularımızı saptayarak bilgimizin içeriğini sağlar.Aktif akıl ise pasif
aklın sağladığı bu duyuları işleyerek,biçimlendirerek akli hakikatleri sağlar.
Aristoteles bir rasyonalist olmasına rağmen O’nu kendisinden önceki
rasyonalistlerden ayıran en önemli özellik bilgilerimizin doğuştan olmadığını
savunmasıdır.O’na göre bilgilerimiz duyu organlarınca elde edilir (pasif akıl)ve
işlenerek (aktif akıl)tümel kavramlar oluşturulur.Akıl bilgi üretme gücüne
sahiptir.
Örneğin:Bir armut tohumu armudu çekirdeğin içinde güç halinde
bulundurmaktadır.Buğday tanesi unu,ekmeği güç halinde taşımaktadır.İşte bu güç
tecrübeyle temas haline gelince fiile dönüşür ve buğday ekmek haline gelir.
Farabi:(870-950) (Ebu Nasr Muhammed bin Turhan bin
Uzluğ )Aristotelesçi düşünürdür.İslam felsefesinin kurucusu sayılır.
Farabi’ye göre gerçeğin başında zorunlu varlık olan Allah vardır.Allah
varlığını kendisinden alır.O,hakiki ve sonsuz varlıktır.Allah doğrudan ve bir
varlık yaratır.Yarattığı bu ilk varlık akıldır.Bilme aklın kendisinde vardır.Hem
kendini hem de Allah’ı bilir.İnsan aklı doğuştan bazı bilgileri beraberinde
getirir,aslında pasiftir.Deney ile temasa geçince aktif hale gelir.Böylece
duyular ve mantıksal çıkarımlarla elde edilen bilgilere ulaşılır.Bu bilgiler
doğru ve ya yanlış olabilir.Farabi’ye göre akıl,daha sonra Doğrulanmış
bilgiler(tasdikat) dediği doru bilgiye ulaşır.
Farabi’ye göre bilginin
kaynağı duyu,akıl ve nazar(derinliğine düşünme) dir.Duyu ve akıl doğrudan ,nazar
ise dolaylı bilgiyi verir.Duyusal bilgiler,duyu organlarınca algılanan,tekil
olan bilgilerdir.Bilimsel değildir.Bilimsel bilginin maddesini oluşturarak
bilimsel bilgiye imkan sağlarlar.Akıl da bu tekil(duyusal)bilgileri
biçimlendirerek ve bir takım kalıplara sokarak genel kavramlara ve yargılara
dönüştürür.Böylece kesin ve genel-geçer bilgilere ulaşır.En yüce erdem
bilgidir.Aklın edindiği bilgilerle insan iyiyi kötüden,doğruyu yanlıştan,güzeli
çirkinden ayırabilir.O’na göre evrendeki varlıları bilen ve bundan yaşam için
doğru anlamlar çıkaran kişi,böylece Allah’ın varlığına dair işaretleri içeren
tüm varlıkların bilgisinden, Allah’ın varlığı bilgisine ulaşır.
Rene Descartes: (1596-1650) Modern felsefenin kurucusu
sayılır.Modern Rasyonalizm’in öcüsü ve Analitik Geometrinin kurucusudur.
Descartes’a göre üç türlü bilgi vardır:
1-Doğuştan gelen 2-Yapma 3-Arızi
bilgiler
Allah fikri,ruh,uzay ve tüm matematiksel düşünceler
doğuştandır.Doğuştan gelen düşünceler doğduğumuzda hazır olarak
bulunmazlar.Tıpkı doğuştan gelen hastalıklar gibidir.Yani hastalık bebekte kesin
kes görülmez ancak görülme ihtimalinin varlığını gösterir.Bunun gibi doğuştan
gelen düşünceler de doğduğumuzda hazır olan düşünceler değildir.Bizde hazır olan
bu düşünceleri doğuran yetenektir.Aklın doğrudan kavramasıdır.Bu yetenek Tanrı
tarafından eşit olarak dağıtılmıştır.Aklın kavradığı doğuştan olan bu bilgilerin
dışındaki bütün bilgilerimiz duyularla kavranmış niteliktedir,arızi geçici
bilgilerdir.Descaretes’ göre bu bilgiyi elde etmenin dört aşaması vardır;
1-Doğruluğunu apaçık bilmediğim şeyi doğru kabul etmemek (apaçıklık)
2-İncelenecek şeyleri bölümlere ayırmak (bölme,analiz)
3-En kolay
bilinenden,en karmaşığa doğru yükselmek (Basitleştirme ve sıra)
4-Gözden
geçirmek (sayma ve kontrol)
Descartes,duyulara güvenmediği için,duyularla
elde edilen bilgilerin şüpheli olduğunu düşündü.Matematiği ve Fiziği apaçık ve
kesin bilginin modeli olarak aldı.Onun dışındaki her şeyden bir kere de olsa
şüphe etti.O’na göre kesin bilgi bu şüphe edişten çıkmaktadır.Descartes böylece
;“Mademki her şeyden şüphe ediyorum,öyleyse düşünüyorum;Madem ki
düşünüyorum,öyleyse varım”(Cogito Ergo sum) formülüne ulaşır. Bu sonuç O’na göre
apaçık,kesindir.O’na göre kendisinde var olan düşünme yeteneği Tanrı’yı;en
yetkin ve aldanmaz-aldatmaz olan Tanrı fikri de dış dünyayı kanıtlanır.
Descartes’in rasyonalizmi,iyi yönetilen her zihnin kesin,genel-geçer bilgiye
ulaşabileceği örüşüne dayanır.
Hegel:(1770-1831)
Alman idealizminin ve rasyonalizminin öncülerindendir.
Hegel’e göre
deneye başvurmadan sırf düşünce (spekülasyon) ile kesin bilgiye
ulaşılabilir.Çünkü suje ile obje aynı aklın değişik biçimlendirmeleridir.Objenin
kendisi de suje gibi akla dayanır. Yani objenin kesin bilgisine akılla ulaşılan
kavramlar üzerinde düşünülerek ulaşılacağını savunur.O’na göre her
ussal(rasyonel)olan şey de gerçek (reel)dir.Duyu organlarınca elde edilen
bilgilerin kesin genel-geçer bilgiler olmadığını düşünür. (O’na göre “zaten
felsefe de,objelerin düşünce ile görülmesi,evrenin düşünülmesidir”)Bu nedenle
kavramlar felsefenin ana konusudur.
Hegel felsefesi,gelişme kavramına
dayanır.Her şeyin değişme ve hareket halinde ve birbirine bağlı olarak
değiştiğini savunur.Herakleitos’un diyalektik yöntemini
geliştirmiştir.Düşüncedeki değişmeler maddedeki değişmelere yol açar.Hegel’e
göre her şey üç aşamalı bir gelişme sonucu gerçekleşir.Bu süreç
Tez-Antitez-Sentez sürecidir.Örneğin;”varlık” kavramı üzerinde
düşünürsek,Varlık(tez) bunu düşününce hemen karşıtını düşünürüm,Yokluk (antitez)
buradaki çatışma uzlaştırıcı bir kavrama götürür,Oluş (sentez) sonucuna
ulaşırız. Çiçek (tez),çiçeğin yok olması (antitez),meyve(sentez) Çiçek,meyvenin
ortaya çıkmasına yol açar,ama meyvenin ortaya çıkması için çiçeğin yok olması
gerekmektedir.
Demekki her olmakta olan şey,hem var olan hem hem yok olan
şeydir.
Sonuç olarak Rasyonalizm,insan aklını tüm
insanlar için aynı ve değişmeyen bir şey olarak ele almıştır. Oysa çağdaş
psikoloji ve antropoloji yaptığı çalışmalarda aklın da değişmekte olduğunu
göstermiştir.Ayrıca Rasyonalizm,aklı doğadan ayrı bir öz,farklı bir varlık
olarak ele alıyor.Böylece akıl ile nesne arasında bir ikilik yaratıyor.Bilgi
suje ile obje arasındaki ilişkiden doğmaktadır.O zaman birbirinden tamamen ayrı
olan akıl ve nesnenin birbiriyle nasıl çakışarak bilgiyi ortaya çıkaracağı
sorunu ortaya çıkıyor.Böylece Rasyonalizmin bilgi sorununu çözemediği
görülüyor.Zaten Hegel bu ikiliği “objenin kendisi de suje gibi rasyoneldir”
diyerek bu ikiliği aşmaya çalışmıştır.